Ozon gazı ile ilgili bilinmesi gerekenler.


Sıcak, güneşli, rüzgarsız günler, yüksek ozon tabakasının oluşması için mükemmeldir. Bulutlar ve orta sıcaklık onu önlemek için çalışır.Ozon, suyu arıtmak için güvenli bir şekilde kullanılır, ancak iç mekan havasına yaymak güvenli değildir.
Otomobil ve kamyonlardan, santrallerden, fabrikalardan ve diğer kaynaklardan gelen kirletici maddeler ısı ve güneş ışığı ile temas ettiğinde yer seviyesi ozon oluşur. Hava koşulları ve güneş ışığının yoğunluğu gibi faktörler de ozon oluşumu sağlar.ozon “yüksekte iyi ama, yakınımda kötü” bir oksijen molekülüdür. Kendisini, iki nitrojen molekülü ile birleştirebilir ve bir nitrojen oksit haline gelebilir ve güneş ışığıyla birleştiğinde bir ozon haline gelir. Ozon, molekülünden ayrılabilir ve diğer maddelerin moleküllerine yeniden bağlanabilir. Ozon bulunduğu yere bağlı olarak farklı bir işleve sahiptir.
Stratosferde “stratosferik ozon” veya “ozon tabakası” bulunurken, bizi ve diğer yaratıkları ultraviyole veya UV ışınlarından korur.Troposferde bulunan ozon, küresel ısınmaya katkıda bulunduğu için kötü bir gaz haline gelir.Zemin seviyesindeki, yüksek konsantrasyodaki ozon insanlar ve bitkiler için zehirlidir.Motor egzozu gaz buharı, kimyasal çözücü veya Endüstriyel emisyonlar, ozon kirliliği oluşturmak için bir araya gelir,ozon özellikle çocuklar, astım ya da solunum enfeksiyonu gibi önceden var olan tıbbi koşulları olan yaşlı veya herkes için tehlikeli hale gelir, bir akciğer tahriş edici olur. Yüksek ozon kirliliği olan alanlarda dışarıda çalışan veya egzersiz yapan insanlar solunum güçlüğü ve göz tahrişi yaşayabilirler. Uzun süreli maruz kalma, akciğer enfeksiyonlarına ve soğuk algınlığına karşı direnci azaltır ozon tükenmesi Stratosferdeki bir ozon “Ozonator” olarak bilinen bazı hava temizleyicileri, ozonun havayı temizlemenin bir yolu olarak diğer maddelere yapışmasını sağlar. Ancak bu, ozonu tehlikeli yapan şeydir, çünkü vücudu oluşturan organik moleküller ile reaksiyona girebilir.
Solunduğunda, ozon akciğerlere zarar verebilir, akciğer fonksiyonunu azaltabilir, solunum semptomlarını arttırabilir, astımı veya diğer solunum sistemini kötüleştirebilir. Ozon, kronik solunum yolu hastalıklarını kötüleştirebilir ve vücudun solunum yolu enfeksiyonlarıyla savaşma yeteneğini tehlikeye atabilir. Düşük miktarda ozon bile göğüs ağrısına, öksürüğe, nefes darlığına ve boğaz tahrişine neden olabilir. Nitrik oksitler gibi ozon üretildiğinde çeşitli zararlı bileşikler de oluşturulabilir.Sonuç olarak yükseklerde iyi,yakınlarda kötü bir gazdır”, Alt atmosferdeki ozon, soluduğumuz hava, solunum sistemi üzerinde zararlı etkileri olabilir. Ozon bazı kimyasallarla reaksiyona girer ve molekülleri havadan uzaklaştırır, ancak sonuç olarak yeni zararlı kimyasal bileşikler oluşur ve bunlar son derece reaktif, tahriş edici ve aşındırıcı olabilir.
Kamu sağlığı standartlarını aşmayan seviyelerde, ozon, karbondioksit ve formaldehit, bakteri, virüsler, küf veya havadaki toz ve polen gibi partikülleri temizlemez.
Yer seviyesi ozon, genellikle yaz aylarında daha kötüdür.
Ancak kırsal bölgelerde de yer seviyesi ozon vardır. Rüzgar, ozon ve onu oluşturan kirletici maddeleri orijinal kaynaklarından yüzlerce kilo metre uzaklara taşır ve kırsal alanlar da bu soruna katkıda bulunan ozon kaynaklarına sahiptir.
ozon gazından korunmak için;
Dışarıda geçirdiğiniz süreyi azaltın.
Ozon tabakaları genellikle sabah ve akşam daha düşük olduğundan, açık hava aktivitelerini bu saatlere planlayın.
Koşu yerine yürüyüş gibi daha kolay açık hava aktiviteleri yapın
iç mekan aktivitelerini ozon gazının yoğunlaştığı saatlere planlayın.
Unutmayın Ozon mevsimi, sıcak, güneşli havanın, otomobillerden ve kamyonlardan, fabrikalardan ve hatta saç spreyi, sprey boya ve insektisit gibi bazı tüketici ürünlerinden, hem nüfus sağlığına hem de çevreye zarar verdiği zamandır.
Artmış ozon düzeyleri, öksürük, hırıltı, göğüs ağrısı, azalmış akciğer fonksiyonu ve solunum yollarının iltihabına neden olabilir. Gözlemsel çalışmalar yüksek günlük ozon konsantrasyonlarının astım ataklarını arttırdığı, hastane kabullerini arttırdığı Hatta günlük ölüm ile ilişkili olduğunu göstermektedir.Mevcut kalp veya akciğer hastalığı olan kişiler, çocuklar (gençler dahil) ve yaşlılar ozon tehlikeleri için en risk altındadır.

TARIMDA OZON GAZI KULLANIMI


Ozon Gazının tarımda Kullanımı:

Ozon oksijenden çok farklı kimyasal ve toksikolojik özelliklere sahip zehirli bir gazdır.Bu kimyasal özellik yüksek konsantrasyondaki ozonun, organik bileşiklerle reaksiyon vermesini sağlar. Amerika Birleşik Devletlerindeki EPA, OSHA, USDA ve ACGIH kuruluşları, 0,10 ppm miktarındaki ozon seviyesine 8 saat süreyle kalmanın hiçbir yan etkisi olmadığını tespit etmiştir.Ozon gazı, soluduğumuz havadan ya da saf oksijenden elde edilir. Kararsız yapısı nedeniyle görevini tamamladıktan sonra tekrar hammaddesi olan oksijene dönüşür.Kalıntı bırakmayan doğal bir dezenfektan oluşu ve sürekli teneffüs edilmediği taktirde insan sağlığına zararlı değildir.Tarımda kullanımı ;
Bölgesel dezenfeksiyonda
Topraklı tarım uygulanmasında
Topraksız tarım uygulanmasında
Mantar Yetiştiriciliğinde
Çimleme Odalarında
Sera Çiçekçiliğinde
Fide Yetiştiriciliğinde
Tohum üretiminde
Sisleme Hattında
Ozon gazına 2000 yılında FDA (Dünya Sağlık Örgütü) ve USDA (Amerika Birleşik Devletleri Tarım Dairesi)  hem sulamada hem de havalandırmada ozona onay vermesi, tarım sektöründe güvenilirliği konusunda verilen  uluslar arası belgedir.kimyasal kalıntı bırakmaması, su ve topraktaki oksijen oranını arttırılmış olması  toprağın ve ürünün en sağlıklı şekilde yetişmesini sağlamaktadır.
Ozonun Ömrü
Ozon gazı bulunduğu ortama göre tekrar oksijene dönüşür. +20 C 4 SAAT oksijene dönüşür.
Ozon gazı bu sebepten depolanamaz, uygulanacağı yerde ve üretilmeli ve zamanında uygulanmalıdır.

Ozonun günümüzde başlıca kullanım alanları
Ortam havası temizleme
Suların dezenfeksiyonunda
Yüzme havuzlarında ozon
Tat, renk, bulanıklık ve koku gideriminde
Ağır metallerin uzaklaştırılmasında
Bakteri ve virüslerin dezenfeksiyonunda
Gıda depolamada ozon
Tavukçulukta ozon kullanımı
Marketlerde ve manavlarda ozon kullanımı
Kırmızı et işleme tesislerinde ozon kullanımı
Yemek fabrikalarında ozon kullanımı
Soğuk hava depolarında ozon
Konteynır dezenfeksiyonunda ozon kullanımı
Seralarda ozon kullanımı
Ozon gazının balık yetiştiriciliğinde kullanımı
Hava ile bulaşan hastalıkların gideriminde
Gıda endüstrisinde şişe ve yemek kaplarının dezenfeksiyonunda
Soğuk hava depolarında
Veterinerlik ve hayvancılıkta enfeksiyon giderilmesinde
Aflatoksin arındırılmasında
Gıda ve havada kükürt giderilmesinde
Klima sistemlerinde
İnsan kanında bulunan virüs gideriminde
Zayıflamada
Cilt hastalıklarında
Virüslerin sebep olduğu hastalıklarda
Dolaşım bozukluklarında
Kronik yorgunlukta
Akne, sedef dirençli mantar gibi cilt hastalıklarında
Migren ve multipl skleroz gibi nörolojik hastalıklarda
Zor iyileşen enfekte yaralarda
Hastane,hava alanı,otel,hamam gibi klimalı sistemi olan yerlerde
Havalandırma, boyler, soğutma kuleleri, nemlendirme sistemlerinde ölümle sonuçlanan LEJYONER hastalığının yok edilmesinde vb.
Ozon Yanıcı değildir. Ancak Yanma olayını kuvvetle destekler Ozon kararsız bir gazdır ve normal koşullarda oksijene  ayrışır. Ancak demir, bakır, krom gibi elementlerin bulunduğu bir ortamda yüksek sıcaklıkta patlayıcı olabilir.
Ozon teknolojisi sayesinde küf, mantar, zararlı bakteriler gibi insan sağlığını olumsuz etkileyen maddeler  ortamdan arındırılarak daha temiz ve daha sağlıklı bir yaşam alanı sunmaktadır.
Ozon jeneratörlerinde ozon üretim yöntemi olarak "corona – discharge" yöntemi kullanilmaktadir.
Elektrodlarla sabit elektrik akimi verilerek elektronlari hizlandirmak suretiyle kinetik enerji kazandirip, oksijen molekülündeki çift bag parçalanarak bu islem sonunda açiga çikan iki oksijen atomu; ozon olusturmak üzere  diger oksijen molekülü ile tepkimeye girer.Alkali metal iyonları ozon ile reaksiyona girmezler. Ozonun bu özelliği,  sanayide sulardaki demir ve manganı en düşük seviyelere indirmede sıkça kullanılır.
OZONUN SUDAKI ETKILERI;
Oksidasyon potansiyelleri (volt); 2,07
Dezenfeksiyon bakteri,virüs; Çok iyi
Çevre dostu ; Evet
Renk giderimi; Çok iyi
Kanserojen olusumu; Yok
Organizma oksidasyonu; Yüksek
Mikro folikulasyon ; Orta
pH Etkisi ;Düsürür
Su yari ömrü ; 20 dakika
Deri toksisitesi ;Orta
Solunum toksisitesi ;Yüksek
Çözünürlülük ;Yüksek
Kurulum maliyeti ; Yüksek
Aylik kullanim maliyeti ; Düsük
Ozunun havada sıcaklığa bağlı yarılanma süresi
-50 C 3 AY
-35 C 18 GÜN
-25 C 8 GÜN
+20 C 3 GÜN
+120 C 1.5 SAAT
+250 C 1.5 SANİYE
Ozonun suda sıcaklığa bağlı yarılanma süresi
15 C 30 DAKİKA
20 C 20 DAKİKA
30 C 12 DAKİKA
25 C 15 DAKİKA
35 C 8 DAKİKA
OZONA DAYANIKLI MALZEMELER
MALZEME DİRENCİ MÜKEMMEL OLANLAR;
CAM,CPVC,BUTYL,CHEMRAZ,DURLON 9000,EPDM,EPR,PASLANMAZ ÇELİK(316),KALREZ,SLİKON PASLANMAZ, ÇELİK(304),TEFLON,TİTANYUM,FLUROSLİKON,PLEXİGLASS,SANTOPREN,VAMAC
MALZEME DİRENCİ İYİ OLANLAR;
ABS PLASTİK,BRONZ,LDPE,ALİMİNYUM,PVC,BAKIR,EPOKSİ,PİRİNÇ
MALZEME DİRENCİ ORTA OLANLAR;
DEMİR,NEOPREN
MALZEME DİRENCİ ZAYIF OLANLAR;
ÇELİK,LASTİK,MAGNEZYUM,NAYLON,ÇİNKO
Ozon insan sağlığına zararlı mıdır?
AEPA(American Environmental Protection Agency) ozonla temas edecek insanlar için güvenlik sınırını tespit etmiştir. Bu seviyeler ozon maruz kalma standardı olarak dünyanın pek çok yerinde kabul görmüştür.Maruz kalma seviyesi iki kısma ayrılır.
1.Uzun dönem maruz kalma seviyesi(LTEL)-insanların ozonla temasının 8 saatlik bir sürede 0,1 ppm den fazla olmaması  kabul edilebilmektedir. Bu seviyeye günde 8 saat maruz kalan bir kişide hiçbir ters etki görülmez.
2.Kısa dönem maruz kalma seviyesi(STEL): İnsanlar için 0,2 ppm lik bir ozon seviyesine max.15 dakikalık bir temas  süresi kabul görmüştür. Yine eğer bir kişi her gün 15 dakika süre ile 0,2 ppm.lik bir ozona maruz kalıyorsa hiçbir ters  etki oluşmaz.
Sözkonusu 0,1 ppm seviyesi insanların yaşam ve çalışma alanlarında sürekli üretilebilecek bakiye ozon seviyesidir. Böyle bir ozon seviyesi sürekli ozonlamayı gerektirir. Buna karşılık Yüzme havuzlarında ve spa larda kullanılacak ozonun insan sağlığına hiçbir zararı yoktur.
Çevre Biliminde Ozon – Ozon’un insana etkisi, Ozon’un zararları
Çevre kirliliği çok olan şehirlerde ve sanayi bölgelerinde ozon, azot dioksitin (NO2) ışılkimyasal ayrışmasıyla oluşur. Havadaki oranı belli bir eşiği aştıktan sonra zehir etkisi gösteren ozon bitki yapraklarında nekrozlara yol açar ve  fotosentez etkinliğini azaltır. Kükürt dioksit gibi hava kirliliğine yol açan öbür etmenlerle birleşerek etki  6gösterebildiği için çok az yoğunlukta bile, ekili alanlara verdiği zarar, tek başına verdiği zarardan daha fazla olur.  İnsanda mukoza tahrişine ve akciğer alveollerindeki esnekliğin azalmasına yol açar.
Kaynaklar: Büyük Larousse, Cilt 15, sf 9000
Prof. Dr. Ahmet Rasim Küçükusta “Ozon da kolesterol gibi, iyisi de var kötüsü de” alttaki linkten ilgili yazıyı okuyabilirsiniz.
http://www.iyibilgi.com/artikel.php?artikel_id=11109

 

 

AZOT


Dünya atmosferinin yaklaşık% 78’ini oluşturan  atom numarası 7 olan kimyasal bir element olan Azot, tüm organizmalarda, esas  olarak amino asitlerde (ve dolayısıyla proteinlerde ), nükleik asitlerde ( DNA ve RNA ) ve enerji transfer molekülü adenosin trifosfatta bulunur .İnsan vücudu, kütleye göre yaklaşık% 3 azot içerir oksijen, karbon ve hidrojenden sonra vücuttaki dördüncü en bol elementtir.Azot (Nitrojen) döngüsü , elementin havadan biyosfer ve organik bileşiklere doğru hareketini ve daha sonra atmosfere dönmesini tanımlar.Endüstriyel olarak geniş kullanım alanı olan amonyak (NH3)tır.
Bitki tarafından kullanıldığı bilinen 3 azot formu bulunmaktadır:

NO3- Nitrat (Nitrik asit tuzu iyonu)en fazla enerji kullanır.
NH4+ Amonyum (Güçsüz bir asit olan Amonyum doğada proteinlerde bulunur) daha az enerji kullanır
NH2  Amin hiç enerji kullanmaz

Amonyum NH4
kökler tarafından alınır ve genellikle köklerde NH2 (amine) dönüşür. Bunun olabilmesi için köklerde karbonhidrat bulunması gerekir. Kökler tarafından absorblanan her NH4+’nın amine dönmesi için karbonhidrata ihtiyaç vardır.Eğer karbonhidrat sınırlı miktarda ise NH4+ bitki için toksik olacaktır. Bu bitkilerin NH4+ ile neden sorun yaşadıklarını açıklamaktadır.

Nitrat NO3
Nitrat ta kökler tarafından alınır ama amine dönüştürülmeden yapraklara taşınır. Bu nedenle köklerdeki karbonhidratlardan çok yapraklardaki karbonhidratları kullanır. Yapraklarda köklerden daha fazla karbonhidrat bulunmaktadır ve NO3- normalde toksik değildir.
Amin NH2
Formu zaten amindir. Amine dönüşmek için karbonhidrata ihtiyaç duymaz.


 

Bitkilere azot uygulamasında nelere dikkat etmeli.
Eğer bitkideki azot fazla ise tohumların dolum zamanında bitki çok fazla karbonhidrat kullanacaktır. Ayrıca bitki enerjisini çok fazla kullanacaktır. Az azot iyidir.Fazla miktarda amonyum kullanımı kalsiyum eksikliğine neden olabilir. Bu bahçe bitkileri için önemli bir problemdir. Eğer bitki azot ihtiyacını amonyum yada üre (kolayca amonyuma dönüşebilir) ile karşılıyorsa uygulama sırasında çözünür kalsiyum kullanılmalıdır.Amin formunda uygulanan azot stres koşulları altındaki bitkinin, sitokinin hormonu üretmesini teşvik eder ve bitkinin hormon dengesini bozmaz. Bunun sonucunda generatif büyüme ve saçak kök oluşumu artar. Boğum aralarını kısaltır daha çok çiçek gözü oluşmasını sağlar.En ideal azot formu kalsiyumla birlikte uygulanan amindir. Bu form daha az enerji kullanacak ve daha az azot zararına neden olacaktır. Toprak gözenek boşluklarında atmosferik dinitrojen gazı olarak meydana gelen nitrojene ek olarak, toprakta hem organik hem de inorganik formlarda nitrojen oluşur.organik bileşikler (karbon içeren bileşikler) topraktaki azotun organik fraksiyonunu oluşturur. Toprak organik maddesi ayrışan bitki ve hayvan kalıntıları, nispeten kararlı dekompozisyona dirençli bileşikler ve humus ürünleridir. Organik madde oluşumu ve stabilitesi büyük ölçüde uzun vadeli nem ve sıcaklık eğilimlerine bağlıdır. Daha yüksek ortalama sıcaklıklarda, toprak organik madde azalır. Nem arttıkça, toprak organik maddesi artar. Daha yüksek sıcaklıklar, toprağa sızabilecek çözünür ürünlere daha hızlı ve eksiksiz organik madde ayrışmasına yol açar. Artan nem daha fazla bitki büyümesine neden olur, bu da Büyük Ovalarda güney ve doğuya hareket ederken daha fazla organik kalıntıya neden olur Bir zamanlar yüzde 4 ila 5 organik madde içeren topraklar, 50 yıllık ekimden sonra sadece yüzde 1 ila 2 içerebilir. Kültivasyon altındaki topraklar, çoğu zaman yaygın ticari gübre kullanımıyla organik madde seviyelerinin yeni bir dengesine ulaşmıştır. Azaltılmış toprak işleme teknikleri, baklagil rotasyonları ve mantıklı gübre kullanımı ile kombinasyon halinde, zamanla organik madde düzeylerinin korunmasına veya hafifçe artmasına yardımcı olabilir.Amonyum (NH4 + ) ve nitrat (NO 3 – ), topraklardaki azotlu inorganik formlardır. Amonyum, değiştirilebilir ve değiştirilemez formlarda bulunur. Nitrit (NO 2 ) ve azot oksit (N 2 O), daha az miktarlarda toprakta bulunur. Bitkiler normalde sadece amonyum ve nitrat formlarında azot kullanır. Nitrit aslında bitkilere zehirlidir.Azot (Nitrojen) döngüsü, en basit kararlı formu olan dinitrojen (N2) ile nitrojen ile başlar ve sabitleme, mineralizasyon, nitrifikasyon , liç, bitki asimilasyonu,amonyak uçuculaştırma , denitrifikasyon ve immobilizasyon işlemleri takip eder.1,5- 2 M nin  altında süzülmüş nitrat genellikle yonca gibi köklü bitkilerin dışında çoğu ürün tarafından kurtarılamaz.   Amonyak buharlaşma potansiyeli toprak nemi, sıcaklık, toprak pH, toprak tamponlama kapasitesi, üreaz aktivitesi, kalıntı örtüsü, yağış, rüzgar ve diğer faktörlerden etkilenir. Yüzeyde ağır tortu ve üre yayını olan sıcak, nemli toprak, amonyak kaybı için ideal şartlardır. Mineralizasyon ve nitrifikasyon, sıcaklık, nem, havalandırma, pH ve benzeri gibi biyolojik aktiviteyi etkileyen çevresel faktörlerden etkilenir. Nitrifikasyon, örneğin, soğuk sıcaklıklarda çok yavaş gerçekleşir ve sıcaklık donma noktasının altına düştüğünde durur. Toprak işleme ayrıca, azotun buharlaşmasını en aza indirmek veya önlemek için üre toprak içine hareket edecektir.Doymuş topraktaki denitrifikasyon kayıpları, sıcaklık ve mevcut karbon miktarı (organik madde) ile değişecektir.


 

L-Amino asitler

L-Amino asitler;




Son zamanlarda Amino asitlerden çok  konuşulur oldu. “L-amino asitler” hakkında endüstri, L-amino asitlerin tam olarak ne olduğunu merak eden insanlar. L Amino asitler için nereden geliyor? Onlar ne yapar? Onlar önemli mi? L-Amino Asitler Nelerdir? gibi sorular yönelttiler.L-Glisin, L-Glutamik Asit gibi isimlerle L-Aspartik Asit, L-Alanin, L-Prolin ve L-Leucine, Amino asitlerin tümü, yaşayan organizmaların (bitkiler ve hayvanlar) yapı taşlarıdır. . Onlar Doğada bitkilerde, hayvanlarda ve hatta metobollizmada yıldırım reaksiyonlar yaparlar. Çoğu bitki aslında yaşamak için ihtiyaç duydukları amino asitleri üretebilir. Proteinler, insan vücudunun normal çalışması için kritik olan büyük, karmaşık moleküllerdir. Vücudun doku ve organlarının yapısı, işlevi ve düzenlenmesi için gereklidirler. Proteinler, uzun bir zincir oluşturan peptit bağları ile birbirine bağlanan amino asitler adı verilen daha küçük yüzlerce birimden oluşur. Bir proteinin her bir boncuğun bir amino asit olduğu boncuk dizisi olarak düşünebilirsiniz..
Amino asit yapısı ve sınıflandırılması;
Bir amino asit hem bir karboksilik grubu hem de bir amino grubunu içerir. Doğrudan alfa-
karbonuna bağlı bir amino grubuna sahip olan amino asitlere alfa amino asitleri denilmektedir
Bir alfa amino asidin en basit temsili aşağıda gösterilmekte.

Bir çok hayvan ve insanlar belirli amino asitleri üretmek ve Çalışmak için diğer canlıları yutarlar. Proteinlerde meydana gelen tüm amino asitler “L” dir. formu (“D” formunun aksine). Aslında bunlar birbirinin ayna görüntüleridir (bir çift el gibi);

görünüşte çok benzerler ama önemli farklılıkları vardır.Yukarıda gösterildiği gibi, L ve D amino asitleri, birbirlerinin ayna görüntüleridir .Ve sağ ve sol ellerimiz gibi, birbirlerinin üzerine binilmezler. Üst üste konulmaz olarak, nesnenin ayna görüntüsü orijinal nesnenin üzerine yerleştirildiğinde, mükemmel bir örtüşme olmadığı anlamına gelir. Bunlar gibi amino asit çiftleri enantiomer olarak adlandırılır.Sadece L-amino asitler proteinlerin bileşenleridir. Vücudumuz kendi L-amino asitlerinin çoğunu sentezler; Bunlar daha sonra proteinlere dahil edilir. L-amino asitler bir anahtardır. Proteinler, katalizörlerle birlikte RNA,DNA ve iskelet bileşikleri gibi şeyleri oluşturmak için reaksiyonlara girerler.Normal olarak bitkiler kendi L-aminolarını sentezler.
  .Bitkilere amino asit ne zaman verilmelidir ?
stres zamanlarında bitkiler fotosentez yapamaz ve temel L-amino asitleri üretemez.Bunu yapmak için gereken enerji bitki gelişimine zararlıdır. (özellikle kök gelişimine). Diğer şeylerin yanı sıra, L-amino asitler,bitkilerde stres ile mücadelede önemlidir, kök kütlesini artırmak Bitkilerde doğal savunma mekanizmaları ve fotosentezi arttırır. Aynı zamanda besin emilimini ve temel metabolik faaliyetleri teşvik eder.bitki. L-amino asitler ayrıca sağlıklı büyümeye yardımcı olur. Bu sayede bitki büyümesinde dalgalanma olmaz. Amino asitler katyon değişimi geliştirir. Büyüyen ürününüzün, bitki fizyolojisini geliştirir, Bitkiye faydalı olmak için değerli bir besin kaynağı sağlar. Mikrobiyal aktiviteyi arttırır.Amino Asitlerle Besin Alınımı Artar L-Amino Asitler Bitki Büyümesi Üzerine Dramatik Etki yapar. Faydalı mikroorganizmalar sağlıklı ve organik bir toprakta çoğaldıkça organik maddeleri parçalayan enzimler üretirler. Bu süreç “enzimatik hidroliz” olarak adlandırılmaktadır.