BİTKİDE KULLANILAN HORMONLAR.

HORMONLAR.


Bir organizmanın farklı bölümlerini koordine eden kimyasal sinyallerdir. ‘Hormon’ kelimesi, ‘heyecanlandırmak’ anlamına gelen bir Yunanca terimden gelir.
Bitki hormonlarının beş büyük tipini ele alacağız.Bu hormonlar bitki gelişimini etkilemek için birlikte veya bağımsız olarak çalışabilirler.
1.Giberalinler.
2.Oksinler.
3.Sitokininler.
4.Etilen.
5.Absissik asit  (ABA)
Bir kimyasalın doğal hormon olarak değerlendirilmesi için bazı kritelerler:
.Bitki bünyesinde oluşması,
.Oluştuğu yerden bitkide  taşınabilir olması,
.Taşındığı yerde değişik kimyasal faaliyetleri yönetmesi ve düzenlenmesi,
.Çok düşük konsantrasyonlarda bu etkileri göstermesi gerekir.

Bitkide mevcut olmadığı halde çok düşük miktarlarda, hormonların kimyasal yapılarına az veya çok benzeyen sentetik bileşiklerle yapılmış ve hormon etkisini gösteren bu maddelere sentetik hormonlar diyoruz.

Hormonların Kullanım Alanları:


.Yabancı ot kontrolünde
.Çelikle çoğaltmada
.Meyvede olgunlaşmanın erkene alınması yada geciktirilmesi
.Meyvede kalitenin artırılması
.Hasad zamanın kontrol altına alınması
.Meyvenin, hasat sonrası dayanma süresinin uzatılması
.Meyvenin renk kalitesini arttırmak
.Meyve ve yaprak dökümlerinin kontrolü
.Doku kültüründe
.Islah çalışmalarında
.Bitkilerde hastalık ve zararlılarla mücadelede

.Tohum çimlenme ve sürme gücünün arttırılmasında
.Çiçeklemede
.Soğuğa dayanıklıkta
.Meyve tohumda
.Meyve iriliğinin arttırılması
. periyodisite nin azaltılması
Hormonlar olarak sınıflandırmaya tabi tutulmayan bitki gelişim düzenliyicileri(BGD);
.Triapenthenol
.Cycloheximide
.Inabenfide
.Trinexapac

.Ethylchlozate
.Methasulfocarb
.Carvone
.Ethylene
.Prohexadione
.Ciobutide
.Fenridazone

.Benzofluor
.Epocholeone
.Kretazan
.Buminafos.Forchlorfenuron
.Pydanon
.Cloxyfonac

.Prohydrojasmon
.Clofencet
.Heptopargil
.Sintofen
.Cyclanilide
.Holosulf

    1-GİBERELLİNLER
formül           : C19H22O6
Molar kütle   :346,37  g/mol
Yoğunluk       :1,34  g/cm³

GA -aldehit bitkilerde  oluşan ilk  Giberellinlerdir. Giberellinlerin öncü maddesidir. GA ’nin Hidroksilasyon ve Oksidasyonu sonucunda diğer Giberellinler oluşur. 1930’larda Japon bilim adamları Büyümeyi uyaran bir bileşiği kristal olarak elde etmeyi başardılar. Gibberella fujikuroi adlı bir pirinç bitkisine bulaşan mantarlardan biri, onları çok uzun boylu büyümesine ve yere düşmesine neden olmaktaydı.  Bu bileşiği Giberellin A olarak adlandırdılar. 1950’lerde Amerika ve İngiltere’de mantarlardan saflaştırılan maddeye giberillik asit adı verildi. 1958’de Mac Millan ve arkadaşları yüksek bitkilerde giberellin keşfettiler. Olgun olmayan tohumlardaki giberellin konsantrasyonu vejetatif dokulardakinden çok fazla olduğundan, bu çalışmada tohumlar kullanıldı. Bir düğüm, bir yaprağın tutturulduğu bir kök üzerindeki bir yerdir,Gibberellinler kök üzerindeki düğümler arasındaki kök uzamasını arttırır. bu nedenle, gibberellinler, düğüm noktalarını uzatır. Cüce bitkilerde ve rozet bitkilerinde gibberellinin bulunmadığını görmek en kolaydır – bir kök üzerindeki düğüm noktaları arasında çok az yer kaplar ve yapraklar bitkinin tabanına doğru kümelenir.Hawaii’de şeker kamışı üzerine püskürtülen Gibberellin, düğümler arasındaki sapı uzatır. Daha uzun saplar daha fazla depolanmış şeker anlamına gelir.Ülkemizde bu hormon çekirdeksiz üzümde ,salkım uzatma ve tane büyütmek için,biberde yeşil aksamı artırmak  ve biber boyunu uzatmak için,marulda,yeşillik olarak kullanılan bitkikerde,daha gür vejatatif aksam için,patateste  yumru irileştirmek için,kullanılmaktadır.Çekirdekli üzümde ve bazı erkenci üzümlerde kullanılması sakıncalıdır.

   2-OKSİNLER    CH 2 COOH
indol-3-asetik asit veya IAA .
Oksin bitkilerde büyüme ve gelişmeyi etkileyen en önemli hormonlardan biridir.
Bitkide ışığın olmadığı yerlerde üretilen, bitkide uç noktalarda bulunan oksinler,hücre bölünmesi,büyüme,uzama,ve ışığa yönelmede etkilidir. Auxin, hücre çoğalması ve hücre genişlemesinde yer alır, bu nedenle öncelikle kök gibi aktif olarak büyüyen bitkilerin kısımlarında (özellikle gövdenin toprakla birleştiği ucunda) üretilir. oksin konsantrasyonu bitkinin en üstünde bulunur ve köklere yaklaştıkça azalır;bitkinin genel şeklini kontrol eder ve bir bitkinin birincil sapının lider olmasına yardımcı olur.Oksin bitkide apikal hakimiyetini koruduğu için birçok yan tomurcuğun ve dalın kök tarafında büyümesini engeller.Bir bitkinin birincil kökünü budarsanız, oksinin kaynağı çıkarılır, böylece tek bir kök daha baskın olmaz – apikal dominansi kaldırılır.Oksin, bitki gövdesinin gölgeli yanına taşınır. Buyüzden ışık alan taraf aynı kalırken gölge taraf daha çok büyür. Su emme, hücre bölünmesi ve hücre germe (diğer bir şeyin yanında hücre duvarlarını yumuşatır) etkiler Oksin, köklerde kök oluşumunu desteklediği için köklenme hormonlarında çeşitli şekillerde kullanılır .
   3-SİTOKİNİNLER
Bitki Kültürü esnasında hücrelerinin oksin ile bölünmesi bulununca, bu maddeye sitokinin adı verildi  hücre bölünmesinde ve kök veya sürgün gibi yeni bitki organlarının yapımında yer alan Sitoknininler, hücre bölünmesi yanında birçok fizyolojik olayı kontrol eder. Bitkideki etkileri koparılmış organlarda senesensin kontrolü, kotiledonların genişlemesi, besin maddelerinin taşınımı, kloroplast olgunlaşması, morfogenesisin kontrolü sayılabilir. Sitokininler bitkide birbiriyle ilişkisi olmayan birçok görevi yerine getirir. Sitokininler kök apikal meristemlerde (köklerin çok ucu) üretilir ve yukarı doğru su ile gezinti yaparak gövdeyi ksılem boyunca yukarıya doğru yol alır. Sitokininlerin hareketi pasiftir – enerji gerektirmez. Sitokininler bitkilerde gençlik çeşmesi gibidir. Onların yaşlanmasını veya bitkilerde ölüme yol açan doğal yaşlanmayı geciktirirler. Hücre döngüsünde, sitokininler, hücreleri bölünmeye teşvik ederler.
 Sitokininler de onarıma katılırlar. Bir bitki yaralanırsa sitokininler ve oksin yardımı ile kendisini sabitleyebilir. Bitkileri etkilemek için bazı hormonların birlikte nasıl çalıştığını biliyormusunuz, Eğer oksin ve sitokinin konsantrasyonu eşitse normal hücre bölünmesi gerçekleşecektir. Okzin konsantrasyonu sitokinin’den daha büyükse, kökler oluşur. Eğer oksin konsantrasyonu sitokinin’den düşükse, sürgünler oluşacaktır.



   4-ETİLEN
Etilen, alken sınıfından renksiz bir gaz. Doymamış hidrokarbon olup, karbonlar arasında, çift bağ vardır. Formülü C₂H₄
      Kimyasal bileşen Etanol, etil alkol veya bitkisel alkol; renksiz ve yanıcı bir kimyasal bileşik. Alkollü içeceklerde kullanılan tek alkol türüdür. Ayrıca bir kısım vitamin şuruplarında çözücü olarak kullanılmaktadır.
 Formül: C2H6O
  Bir sürü yeşil muzun hemen yanına gerçekten olgunlaşmış, kahverengi bir muz koyarsanız, olgunlaşmamış muzlar olgunlaşır ve sarıya çok daha hızlı dönerler. Kahverengi muz, yeşil muzlarla etilen adı verilen bir hormonu kullanarak iletişim kurarlar. Etilen, bitkilerde olgunlaşmayı ve çürümeyi etkileyen bir bitki hormonudur.İlginç bir bitki hormonu, çünkü gaz halinde bulunur. Başka herhangi bir bitki hormonu gaz değildir. Etilen bir bitkinin hemen hemen her bölümünde üretilebilir ve bitki dokusu boyunca bitki dışında yayılabilir ve tamamen farklı bir bitkiyi etkilemek için havada dolaşabilir.Bitkisel hormon olarak etilen  Olgunlaşmakta olan meyvelerin dokularında,kök nodüllerinde,yaşlanan yapraklarda ve çiçeklerde bulunan bitkisel hormondur.Gaz halinde bulunan tek hormondur.
Etilen oluşumu oksijen gerektirir ve tarım endüstrisi bu bilgi türünü avantajlarından yararlanır. Ürünü taşıyan bir kamyonda oksijen ve karbondioksit kısmi basıncını kontrol ederseniz (özellikle düşük O2 yüksek CO2) etilen sentezini önleyebilir ve böylece olgunlaşma sürecini yavaşlatabilirsiniz.
• Meyve olgunlaşmasını sağlar.
• Nişastanın şekere dönüşmesini sağlar.
• Yaprak dökümünü etkiler.
• Tohum çimlenmesi ve tomurcuklanmada etkilidir.
• Salgılandığı bölgede etkilidir.
Etilenin bitkilerdeki başlıca etkileri;
.Meyve olgunluğunu arttırır.
.Yaprak ve meyve dökümünü hızlandırır.
.Çiçeklenmeyi düzenler.
. Boyuna uzamayı sınırlandırır.
. Çelikten köklenmeyi teşvik eder.
. Dormansiyi kırar.

. Oksin ile birlikte yan göz gelişimini engeller.


5-ABSİSSİK ASİT(ABA)

Bitkiler, bitkinin suyun stres altına alındığını bildirmek için abscisik asit olarak adlandırılan bir kimyasal haberci üretir. Absisik asit kurutulmuş yapraklarda, kurutulmuş köklerde ve gelişmekte olan tohumlarda yapılır ve alarm çalarken bitki kökünde hem yukarı hem de aşağı doğru gidebilir.Bitkilerde taşınmayı düşünün, su tipik olarak bir bitki içinde nasıl hareket eder? (Hatırlatma: toprak -> kökler -> gövde -> yapraklar -> hava) Su molekülleri, stoma olarak adlandırılan yapraklardaki küçük gözeneklerle bir bitkiden çıkarlar. Her stoma (tekil), stoma açıp kapamak işi olan gözenek iki tarafında iki böbrek fasulyesi şekilli korumalıdır. Koruyucu hücreler su dolu olduğunda, stoma açıktır. Su korunma hücrelerinden ayrıldığında sarkık hale gelir ve stoma kapanır. Şimdi susamış bir bitkisel olduğunuzu düşünün. Birkaç hafta yağmur yağmadı ve köklerinizin çevresinde toprakta nem yok. Daha değerli H2O’yu kaybetmemek için ne yapabilirsiniz ? gözenekleri kapatırsın. Bitkiler bunu nasıl yapar ? Absisik asit, bekçi hücrelerine giderek suyun az olduğu mesajını gönderir.Koruyucu hücreler büzülür ve stomalar kapanır! Stomadan su çıkamaz.
Absissik asit büyümeyi kontrol altına alan hormondur. Absissik asit bitkinin dinlenme moduna girişinden sorumlu bir düzenleyici olup, tohum ve tomurcuklarda daha yüksek miktarda bulunur.Sonbaharda ağaç tomurcuklarında gibberellinlerin miktarı azalırken absissik asit miktarı artar.Soğuklarının azalması ve günlerin uzaması ile Absissik asit miktarı azalırken Gibberellinlerin düzeyi yükselir.
Absissik asit sentezi olgun yapraklarda gerçekleşir ve petiol üzerinden diğer kısımlara taşınır.
Meyve ve tanede olgunluğu hızlandıran Absissik asid Domateste en yüksek miktarı, gelişim döneminde, Üzümde ABA miktarının olgunluğa kadar arttığı, pamuk meyvelerinde ise meyve kopma esnasında iki kat arttığı belirlenmiştir. Buradan hareketle oksin sitokinin ve gibberellinlerin meyvelerde gelişimin erken dönemlerini kontrol ettikleri, etilen ve Absissik asidin ise olgunlaşma ayrışma ve kopma olayları) düzenledikleri sanılmaktadır.
Meyve ve tanede olgunluğu hızlandırdığı bilinen absissik asidin domateste en yüksek miktarı gelişim döneminde veya az öncesinde saptanmıştır. Üzüm ve çilekte ABA miktarının olgunluğa kadar arttığı pamuk meyvelerinde ise meyve dökümü esnasında iki kat arttığı belirlenmiştir. Buradan hareketle oksin sitokinin ve gibberellinlerin meyvelerde gelişimin erken dönemlerini kontrol ettikleri etilen ve absissik asidin ise olgunlaşma ayrışma ve kopma olayları düzenledikleri sanılmaktadır.
ABA’ in bir diğer fizyolojik özelliği su eksikliği çeken bitkilerde önemli miktarda artmasıdır. Bu artış diğer faktörlerle birlikte stomaların kapanmasına neden olur. Bu şekilde transprasyon sınırlanır ve bitki solmaktan kurtulur. Yüksek sıcaklıklarda da (26 oC) tanelerde fazla miktarda ABA oluşumu gözlenmekte taneler çabuk olgunlaşmakta kısa dolum devresi nedeniyle düşük tane ağırlığı belirlenmektedir. Ayrıca azot eksikliğinde ABA sentezinin arttığı ve küçük tanelerin oluşumuna yol açtığı bilinmektedir

 

Bir cevap yazın